çocuklugumun dogusuyla gençligimin batısını ayıran çizgideyim

ve bir yudum alırken şarabımdan, unutmaya hazırdım nasıl bir dünyada yasadıgımı

mevsimlerden papatya mevsimi..

Bir çingene kadar özgür, onlar kadar gercek, mutlulugu da üzüntüyü de onlara kadar rahat yasayabilmek… o zaman hersey daha basitleşirdi, bu kadar karmasa içinde bulunmazdık, bu kadar  yalnız hissetmeyi göze alsakta mutlu olurduk doğal ve gercek olurdu yasananlar. beynimizdeki biz olurduk, yaratmaya calıştıgımız farklı bir karaktere ihtiyac duymazdık, insanlara kendimizi anlatma cabamız olmazdı mesela.. sadece bizi anlayan insanlar bulunurdu cevremizde… VE BİR ÇİNGENE KADAR MUTLU OLMAYI İSTERDİM.. TIPKI TONY GATLİF FİLMLERİNDEKİ GİBİ…

tunaonuroztekin:

Olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.”

tunaonuroztekin:

Olur da görüşemezsek iyi günler, iyi akşamlar ve iyi geceler.”

yine daha iyi yasa(n)maya, yasatmaya deger bir gün daha biter hayatımızda…yine kendimizden baska kimseyi düşünmedigimiz bir gün daha yitip gitmiştir ve kimsenin vicdanı sızlamamıstır.. yine kapatmısızdır gözlerimizi olup bitenlere, yakın tarihimize! sivas, dersim, maraş katliamları… hepsi bire utançtır, insanlık dısıdır ve biz (kendimizden baska bir dünyayı bilmeyen) yine hiçbirsey olmamıs gibi öylece yasar gideriz…


“butun renkler ayni hizla kirleniyordu 
birinciligi beyaza verdiler”

özdemir asaf

bir haftasonun daha sonuna geldik.. sendromsuz bir pazartesiyle güne baslamak dilegi ile

yarım kalan birşeyler vardır yaşamında, bir gün tamamlanacağını düşündüğün, sabırla beklediğin. 
her şeyin bir şekilde o yarım kalmışlığı tamamlamaya çalıştığını düşünürsün, zamanın, imkanların aklına gelebilecek herşeyin, o kutsal tamamlanmışlık anına hizmet ettiği gibi bir düşlemin vardır. öyle bir düşlem ki tüm gerçekliğini kapsamış, tüm inanç sistemini ele geçirmiş, biraz hastalıklı, biraz takıntılı